Türkiye'de ensest gerçeği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye'de ensest gerçeği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2017 Cuma

Ensest

Adli Tıp ve Adli Bilimler


Kelimenin latince aslı incestus olup sıfat olarak pis, kirlenmiş, temiz olmayan anlamına gelmektedir. Ayrıca tanrılar karşısında da ahlaksız, uygunsuz, iffetsiz, suçlu karşılığında da kullanılmaktadır. İsim olarakta kirlilik, iffetsizlik, uygunsuzluk demektir.
Fransızca inceste, ingilizce incest, almanca blutschande kelimeleri kullanılmaktadır. Dilimizde karşılığı olmayan bu kelime arapçada fücur’la karşılanmaktadır. Mustafa Nihat Ozon’un Osmanlı-Türkçe sözlüğünde fücur için günah, zina denilmektedir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde ise “Günahın her çeşidi” olarak ifade edilmektedir.
Bugün bu terim toplumumuzda evlenmeleri, ahlakça, hukukça, dince yasaklanmış (nikah düşmeyen) yakın akraba olan kadın ile erkeğin cinsel ilişkide bulunmaları anlamında kullanılmaktadır. Psikiyatri kitaplarında ise cinsel sapmalar bölümünde “yakın akrabalar arasında cinsel ilişkide bulunmalar” ya da “akraba aşkı” anlamında kullanılmaktadır. American Journal of Pscyhiatry’nin 1991 ocak sayısında konu ile ilgili bir yazıda ensest “çocuk ile ana-baba ya da çocuk ile büyükanne-büyükbaba arasındaki uygunsuz cinsel ilişki tanımı yapılmaktadır.Ayrıca hem vaginal hem anal yönü bulunan, oral ya da genital ilişki, zorlama ile karşılıklı masturbasyon biçiminde gerçekleşen cinsel ilişkinin ensest kapsamına girdiği vurgulanmaktadır.
Ensest geleneksel olarak biyolojik olarak akrabalığı olan aile bireyleri arasındaki ilişki olarak değerlendirilmektedir. Bu ilişkide tarihte hep yasaklı bir tabu olarak görülmüştür. Klasik ensest ilişki sadece kan bağına dayanmaktadır. Yakın ilişkilerin kurulmuş olduğu, ebeveyn bağının ve güvenin oluşmuş olduğu veya ebeveynlerle olan ensest ilişki kavramı uzun yıllar boyunca görmezlikten gelinmiştir.
Son yıllarda ensestin daha genel bir yaklaşımla çocukta cinsel istismar olarak değerlendirilmesi ve sadece cinsel ilişkinin gerçekleştiği durumları değil çok daha geniş bir spektrumda tüm cinsel içerikli davranışları içermesi gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır.
Bugüne kadar ensest, özellikle fertilizasyonun oluştuğu durumlarda hamilelikte çok önemli bir problem olarak algılanıyordu. Doğacak çocuğun handikaplı olması durumu, özürlü çocuk doğması olasılığının yüksekliği ile çocuğun sosyalleşme döneminde aile içi ilişkilerden kaynaklanacak kaos en önemli problemler olarak görülmektedir.
Ensest için çeşitli tanımlar yapılmıştır. İki temel faktör tanımlarda önemli rol oynamaktadır. Bunların ilki ensest kapsamına kimlerin girdiğidir. Bazı araştırıcılar sadece çekirdek aile bireylerini bu kapsamda değerlendirmekte bir grup ise bakmakla yükümlü olan tüm kişileri biyolojik bağa bakmadan bu kapsama alınmaktadırlar. Kişisel görüşüm ikinci yaklaşımın doğru olduğudur. İkinci faktör ise hangi davranışların bu grupta değerlendirilmesine ilişkin yaklaşımlardır. Sadece koitusu kabul eden araştırıcıların görüşü son yıllarda anlamını yitirmiş artık geniş spektrumda cinsel eylemlerin değerlendirilmesi görüşü ağır basmaktadır.
Risk Faktörleri
Baba-kız ensesti en sık rastlanılan ilişki türlerinden birisidir. Aşağıda risk faktörleri olarak düşünülen özellikler belirtilmiştir.
1- Alkolik baba
2- Alışılmışın dışında şüpheci ya da bağnaz ve sofu baba
3- Vahi/ otoriter baba
4- Annenin olmaması veya ailede koruyucu güç olmayı beceremeyen anne
5- Annenin ev işlerini yapan ve anne rolünü oynayan bir kız çocuğu
6- Anne-babanın bitmiş ya da sorunlu cinsel yaşamlarının olması
7- Babanın kendi kontrolünü sınırlayan faktörler: Madde bağımlılığı, psikopatoloji, sınırlı zeka
8- Küçük kızda aniden gelişen baştan çıkarıcı tavırların varlığı
9- Çocuğun insanlarla yakın ilişki kurulmasına izin verilmemesi
10- Anne-babanın yabancılara karşı düşmanca, paranoid bir tutum içerisine girmesi
11- Anne veya babanın ya da her ikisinin ailesinde daha önce ensest ilişkinin varlığı
12- Babanın puberte döneminde kızına karşı aşırı kıskançlık göstermesi
Değerlendirme ve Tedavi
Konuyla ilgili büyük tabu yüzünden ailelerin ilk planda inkar ve suçluluk duyguları normal karşılanmalıdır. Bu yüzden ilk temaslar destekleyici olmalı, istismar edene duyulan olumsuz duygular frenlenmeli, çocuğun güvenliği öncelikle gözetilmelidir. Eğer erişkin tedaviyi reddediyorsa, çocuk geçici bir bakımevine yerleştirilmelidir. Olay sonrası çocuğun tıbbi ve psikiyatrik muayeneleri yapılmalı, özellikle jinekolojik muayenenin travmatik etkisi unutulmamalıdır.
Erişkin ve çocuk arasındaki en tipik cinsel temas adolesans öncesi veya adolesan kız çocuk ve babası/üvey babası arasındaki okşamalar, veya ilişkidir. Tüm yaş gruplarındaki çocuklar genital, anal veya oral cinsel temasa maruz bırakılıp istismar edilebilir. Cinsel istismar pekçok yönüyle fiziksel istismara benzer. Öncelikle, erişkinin impuls kontrolunda bir gereksinimi karşılar, yani bir rol değişimi yaşanmıştır. Ve son olarak da ilişki patolojik bir aile yapısında ortaya çıkar.
Genç bir kız, babasıyla cinsel ilişkiye girdiğinde, anne genelde aktif veya pasif olarak davranışı görmezlikten gelir. Erkekler çoğunlukla karılarından göremedikleri seksüel ve duygusal doyum için kızlarına yönelirler. Pek çok durumda, kadın bilinçli olarak veya bilinçsizce, kızının seksüel partneri olmasını destekler. Başka tür bir aile yapısında ise anne, kocasının yokluğunu oğlunu baştan çıkararak telafi etmeye çalışabilir. Temasın derecesi aynı yatakta uyumaktan gerçek ensestiyöz ilişkiye kadar uzanabilir. Çocuklar, ebeveynleriyle eşcinsel temasa da girebilirler. “Modern cinsel eğitim” adı altında ebeveynlerinin cinsel aktivitesini seyretmek zorunda bırakılabilirler.
Pek çok doktor, rutin olarak ensest şikayetlerini veya akraba hamileliklerini bile gencin fantazilerine yüklemekte, pedagoglar bile ruhsal çöküntü içindeki çocuğun problemlerini değerlendirmede ensest olayına pek ihtimal bile vermemektedirler. Oysa ensest olgusu pek çok yetişkin arasında çok yaygın olarak bulunmakta, olayın meydana gelmesinden 10-15 yıl sonra bile olayın çöküntüleri psikiyatristler, akıl hastaları klinikleri, evlilik danışmanları, polis ve mahkemelere ulaştığında olayın bu kadar süre açığa çıkmaması çok şaşırtıcı olmaktadır.
Ensest genellikle aile içi bir sır olarak görülmektedir.Çocuk istismarını engelleme çalışmaları arttıkça ensestin gizlenmesi gittikce zorlaşmaktadır. Ensest olayları çok sık olan bir olay olmasına karşın, bildirilmemesi yüzünden çok az görülen bir olay olarak değerlendirilmiştir.
Ensest ile ilgili yanlış görüşlerin (mitler) yaygın olması olaya net tanı koydurmayı engellemektedir.
*Ensest çok nadir görülen bir olaydır.
* Olaydan kurban çok az zarar görür.
* Bu tip olaylardan en büyük sorumlu kapasitesiz, isteksiz, rolünü yerine getirmeyen annedir.
* Bu durumdaki erkek doğal olarak evin içindeki diğer dişiye döner yani bu koşulları hazırlayan annedir.
* Çocuklar baştan çıkarıcı olur ve çok zevk alır.
* Çocuklar bunu yetkililere bildirdiğinde çoğunlukla yalan söylemektedirler.
* Olayın aydınlatılmasında çocukların üzerine gitmemek gerekir.Çok büyük psikolojik zedelenme oluşur.
* Cinsel istismarda en iyi yapılacak hareket olayın üzerine gitmemek ve kendi haline bırakmaktır.
kaynak: adlitip.org

Ensest Nedir Ensest İlişkiler ve Tedavisi

Ensest Nedir Ensest İlişkiler ve Tedavisi

Ensest genellikle bir erkeğin cinsel ilişki yönünden yasaklanmış olan kızı, kız kardeşi, ablası, üvey kız kardeşi, kız yeğeni, teyzesi veya annesi ile cinsel ilişkide bulunmasıdır.
Bu davranış şekli çoğu ülkede yasaklanmıştır. Kadın rıza gösterse bile ensest olgusu savunulamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 92. maddesine göre, anne, baba, dayı, amca, teyze, hala ve kardeşlerle evlenme yasak olduğu gibi serbest aşk da bir sapıklık sayılmaktadır.

Ensest Her Toplumda Çok Fazla !

İster uygar toplumlarda olsun, ister geri kalmış ülkelerde, bütün dünyada oldukça fazladır. Bu olgu yüzyıllar içinde toplumsal ve ahlaki açıdan bir sapıklık olarak kabul edilmiştir. Antik Yunan’da ve Latin Amerika’da eski İnka topluluklarında ve eski Mısır’da olağan bir durumdu. Eski Mısır’da firavunlar soyunun safkanını muhafaza etmek için kız kardeşleri ile evleniyorlardı.
Bunun en tanınmış örneği Kraliçe Kleopatra‘nın erkek kardeşiyle evlenmesidir. Roma İmparatoru Caracalla‘nın çıplak bir vaziyette gördüğü annesine aşık olduğu ve karısı gibi beraber yaşadığı yazılmaktadır. İngiliz şairi Lord Byron’un yıllarca kız kardeşi ile ensest bir ilişkide olduğu herkes tarafından bilinmektedir.

Ülkemizde Ensest Çok Yaygın !

Ülkemizde de hem günlük gazete arşivlerine, hem de özellikle Adli Tıp kayıtlarına baktığımızda ensestin oldukça sık olduğunu ileri sürebiliriz. Genelde düşünüldüğü gibi kurbanlar sadece kız çocuklar değildir, erkek çocuklar da tacize uğramaktadırlar. Eldeki verilere bakıldığında ensest kurbanı kızların sayısı erkeklerden beş kat fazladır.
Ensest yaşanan ailelerin bazı ortak özellikler taşıdığı ileri sürülmektedir;
  • Bunlar genelde kalabalık, genç yaşta çocuk sahibi olmuş ve çevreden, toplumsal ilişkilerden kopuk bir şekilde yaşayan ailelerdir.
  • Genel olarak ufak ev veya dairelerde oturmakta, aynı odayı veya yatağı paylaşma zorunluluğu sıkça gözükmektedir.
  • Bu tür ailelerde bireylerde ruhsal hastalıklar sık görülmekte, özellikle babada alkol bağımlılığı dikkati çekmektedir.
  • Bu ailelerde genelde anne-baba arasında cinsel uyumsuzluk ve cinsel sorunlar saptanmaktadır.

Evin Büyük Çocuğu Tacize Uğramakta !

İstatistik verilerine baktığımızda genelde evin büyük çocuğu cinsel tacize uğramaktadır. Bunların birçoğunda hafif zekâ geriliği görülmektedir. Bu taciz kurbanlarının çoğu içine kapanıktır, fazla arkadaşları yoktur. Bu ailelerde annelerin eğitimi yetersiz ve olgunlaşmamış kişilik özellikleri göze çarpar. Enseste yönelen erkekler genelde alkol ve madde bağımlısı, işsiz, geçmişte sorunları olmuş, topluma uyum sağlayamayan antisosyal kişilik özellikleri gösteren kimselerdir.
Ensest olaylarını ortaya çıkarabilmek için özellikle öğretmenlerin aileye yakın olan kimselerin ve akrabaların tacize uğradığını söyleyen çocuğu ciddiye almaları gerekir ve çocuğun durumu adli makamlara yansıtılarak çocuğun uzman kuruluşlar tarafından korunma altına alınması gerekir. Çocuk için bu tür bir olayı söyleyebilmek pek kolay değildir.
“Çocuğunuzu dinleyin !” Eğer çocuğa inanılmazsa çocuk içine kapanarak yardım isteğinden vazgeçer ve yıllar boyu tecavüze katlanmak zorunda kalır !!!
Lütfen çocuğunuza kulak verin..


4 Eylül 2015 Cuma

Türkiye'de ensest gerçeği

Türkiye'de varlığı kabul ediliyor ama nedense hiç konuşulmuyor. Kızlar kardeşlerini doğuruyor… Doğru okudunuz, aynen öyle! Aslında dünyanın kanayan yarası. Şahit ola ola nasıl susup yutabiliyoruz? Bunu yaşayanlar anlatamıyor. Ve elinden gelenlerin de onlara ses olması gerek.
Seslerini duyurmalarına destek vermelerine ve sesleri olmak için mücadeleye girmek gerekiyor. Konuyla ilgili yığınla haber, röportaj ve filmler yapılmış hatta yapılıyor olmasına rağmen nedense bunu hiç yüksek sesle konuşmuyoruz. Satır aralarında kaybolup gidiyor. Neden? Hayal ürünü mü sanıyoruz? Yok canım, deyip geçiyor muyuz yoksa? Artık hayır. Eğitimle ve gelişmişlikle ayrıca dindarlıkla alakalı olmayan bir durumdan bahsediyoruz. Hastalık mı irade sorunu mu tartışılır belki.
Türkiye'de son yıllarda artan kadına şiddet, kadın cinayetleri, çocuğa şiddet, tecavüz ve çocuk gelinler... Yürüyüşler yapıldı yapılıyor, konuşmalar yapılıp konferanslar veriliyor ve önergeler sunuluyor meclise. Artık ses daha gür çıksın diye birbirini hiç görmemiş ama aynı acıda birleşenler sosyal mecradan bir olup tek soluk oluyor sokaklarda. Keşke insan kalmayı becerilebilsek de tüm bunlara gerek kalmasa. Canımızı saklamaktan hayattan zevk almak lüks hale geldi üç günlük dünyada.
Ama şu an bahsettiğimiz şey sadece kadını barındırmıyor. Her yaştan kız ve erkek çocukları barındırıyor, ensest. Anneleri tarafından tacize uğrayan erkek çocuklar da var. Ama yaygın olan babanın ve abinin tacizine tecavüzüne uğrayan kız çocuk vakası.
Türkiye Ensest Atlası'nı çıkaran Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü ile bir araya geldik ve ensest nedir? Neden konuşmuyoruz, utanıyor muyuz, korkuyor muyuz? Ne gibi çözüm önerileri var? Hükümetle ortak çalışmalar yapılacak mı? Hepsini konuştuk ve pek çok vakayla karşılaşmış Uzman Dr. Psikiyatrist Aynil Yenel'in de görüşlerini aldım bu konuda. Bakın neler neler anlattılar...
Öncelikle bilinen ama konuşulmayan ya da sessizce konuşulan ensest nedir?
Canan Güllü: Aile içinde yaşanan taciz tecavüz olaylarının toplu tanımı. Ama biz ensest TKDF olarak tanımlarken babanın kız çocuğuna, annenin erkek çocuğuna yaptığı birinci derecedeki akrabalar üzerinden giden bir tanım olarak görüyoruz. Ancak aile içi dendiği anda kayınbaba dediğimiz dedenin, amcanın, erkek kardeşin abinin, ablanın bir diğer cinse yaptığı aile içinde yaşanan taciz ve tecavüzler olarak da görüyoruz.
Peki, aile içi cinsel istismar dendiğinde ensest algısı oluşmuyor mu?
Kesinlikle oluşmuyor. Hatta basitleştirilmiş haliyle geçiştiriliyor. Ensest tanımı düşünün, babanın kız çocuğuna yaptığı bir eylem ya da çocuklarına yaptığı. Ama anne ve baba tarafından erkek çocuklarına yapılanlar da var.
Neden saklanıyor? Neden konuşulmuyor? Ya da mağdur söylemekten neden korkuyor?
Psikiyatrist Aynil Yenel: Çok rahatsız edici bir konu bir kere. Konuşulduğunda gerçekten de aile yapısına kadar inen ve bütün toplumu, aile yapısını, toplumsal katmanları sorgulamayı gerektiren bir kavram. Bir de her platformda yasaklanmış olduğu için konuşulmayan bir kavram ensest.
"Burası Müslüman ülkedir ensest olmaz"
Ensest sadece Türkiye'nin değil dünyanın da sıkıntısı. Dünyada durum nedir? Ve peki neden yasaklanıyor konuşulması ve çözüm yolları bulunması?
C.G.: Aslına bakarsanız dünya bu konuda kendiyle yüzleşmiş durumda. Bazı ülkelerde ceza anlamında serbestlikler var. Cezalar verilmiyor. Bazı ülkelerde örneğin İngiltere'nin geçmişine baktığınızda Arıkan elde edilmek üzere teşvik edilmiş ensest neredeyse. Ama bizde, yapanların utanmadığı, toplumunsa bunu örtbas ederek yapanlara destek sunduğu bir eylem modelidir. İslam dini içinde ensest mubahtır denen bir cümle yok. Ensestin varlığının devlet tarafından görünür kılınmamasını da garip karşılıyorum. 4 yıldır bu konuyla ilgilenen bir federasyonun başkanlığını yapıyorum, alanda yakaladığım gözlemlediğim vakalar için bakanlıktan destek istemeye gittiğimde bu ülke Müslüman ülkedir, ensest olmaz cevaplarıyla karşılaştım. BM'den kaynak istemeye gittiğimizde sağlık bakanlığı onaylasın diyoruz, sağlık bakanlığı raporlarından çıkarıyor ensesit ile ilgili Türkiye'nin karanlık yüzünü.
Kapatarak bir ayıbı örtemezsiniz
Hangi ülke daha katı bu noktada cezai yaptırım olarak?
Cezai yaptırımı hangisinde daha çok diye bir cevaba giremem ama İngiltere'de bir genişlik var bu konuda. İsveç'te tamamen serbest, Finlandiya'da kurallar var ve biz Finlandiya ile çalışıyoruz. Destek aldık onlardan. Bizi 4 yıl izlediler ve 4. yılımızda da onlarla yol arkadaşlığımız başladı. Umarım biz de bu süreç içinde önümüzdeki günlerde sağlık bakanlığı, aile bakanlığı, milli eğitim, adalet bakanlığı gibi kurumlardan destek alarak toplumun ana arterleri olarak belirlediğimiz aile hekimleri, rehber öğretmenler, adalet bakanlığı çalışanlarıyla beraber bir rehabilitasyondan geçip, bunun bir cezai müeyyidesinin olması gerektiğini ortaya koyacağız.
Toplumla uyum olamamış evlerde ve toplumlarda ensest çok!
Bu bilinç yerleşir de bir gün ensest biter mi?
A.Y.: Bitmez. Toplumun genelini eğittiğinizde, toplumsal düzeni değiştirdiğinizde, aile yapısını daha güçlendirdiğinizde belki bitmez ama eğitimli bir toplumla azalabilir. Tezimi cinsel istismara uğrayan çocuklar üzerinde yapmıştım ve daha çok birbirleriyle ilişkisi olmayan kırsal ortamlarda ve Türkiye'nin göç alan bölgelerinde toplumla entegre olamamış evlerde ensest vakasının çok olduğunu gördük. Önlemlerin başında bu ailelerin eğitim seviyesini sosyokültürel seviyeye çıkarmak vardır.
Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılacak bir çalışma bir ışık yakabilir bu anlamda!
C.G: Kesinlikle. Aslına bakarsanız Türkiye'nin yaşadığı dönem itibariyle yeniden şekillenmesi gereken bir toplum yapısı var. Son 50 yıla baktığımız zaman siyasi yapısı içindeki yozlaşma toplum bilincinin gelişmesi yönünde olmadı. Bu da araştırmayan, okumayan, her şeye inanan ya da erkek tarafından baskılanan bir kadın modeline itişi sağladı bizde.
2014 yılında şiddet 6 gün çalıştı 1 gün izin yaptı
C.G: Burada ensest, bu olgunun en büyük felaketiyle beraber son dönemde aile içi şiddette de yansımalarını gösterdi. Türkiye'de 294 kadın 2014 yılı içinde öldürüldü. Şiddetin 1'er gün tatil yaptığını ortaya koyuyor bu rakam. Yani şiddet 7 günde 6 gün eylemdeydi.
14-15 yaşında kızlar babalarından kardeşlerini doğuruyor
C.G: Devlette sessiz kalarak bu suça ortak oluyor. Kızlar babalarından çocuk doğuruyor ensestte. 14-15 yaşında enseste maruz kalmanın örneğidir bu. Türkiye'de eğer bir kız babasından çocuk doğuruyorsa bu benim için kıyamettir. Önlemini alması gereken bir devlet vardır, önlem almış mıdır, hayır. 16 yaşında kadın olmuş bir çocuğu babasıyla aynı eve koyamadığın için yetiştirme yurduna koyuyorsun. Ama bir tarafta anne olmuş annelik özellikleri gerçekleşen bir vücut, bir tarafta en güvendiğiniz babanız, onun tarafından işgal edilmiş bir beden. Bazı avukatlar kızın yaşını büyüterek davayı ceza almama noktasına getiriyor. İç Anadolu Bölgesi'nde bu çok yoğun bir şekilde yapılıyor.
"Bahçeye ektiğin ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?"
C.G: 90'lı yılların başında İstanbul'da bir mahkemeden yaşanan konuşmadır şu; Baba diyor ki: "Hâkim bey, bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?" İnanabiliyor musunuz?
Anne oğluna; biraz daha dayan
A.Y: İncelediğim bin dosyada öyle hikâyeler vardı ki. Babanın oğluna cinsel istismar uygularken anne biraz daha dayan ne olacak ki diyordu. Komşuların şahitliğinde verilmiş bir ifadeydi.
C.G: Aynı cümleyi anne kızları için kullanıyordu. Babanın ihtiyacını gider ne olur bak bize zarar verecek. Ya da abindir ne olur evlenene kadar yapmak zorundasın demesi kendinizi insanlıktan çıkmış gibi hissettiriyor.
Bu süreci geri çevirecek eylemler nedir? Neler yapılmalı?
C.G: Bu çocukların ruh sağlığını düzenlemek için psikologlar, çocuk ruh sağlığı uzmanları devreye girecek, bunlar için merkezler açılması gerekecek. Bir sonraki adımlarının da kültür ve sanatla desteklenerek terapilerinin devam etmesi olmalı.
Bananeci mi olmak lazım?
Türkiye'de uzun yıllardır var ensest peki devlet şimdiye kadar neler yaptı?
C.G: Hiçbir şey yapmadığı gibi biz yapanların söylemlerini de kabul etmedi. Mesela ben aile bakanlığıyla görüştüğümde bakanlık bunu kabul etmedi.
Gerekçe olarak ne gösterildi?

C.G: Müslüman ülkede ensest yok, ensesti söylersek toplum bizi öteler siyasi parti olarak dendi. Var olanın üstünü kapatıyorsanız size güvenmem zaten. Biz bunu gazete haberlerinde ve televizyonlarda söyler olduk. Tehdit telefonları aldık. Peki, tehdide pabuç bırakıp kenara mı çekilelim? Bana neci mi olmak lazım?
Hangi bölgelerde daha sık duyuyorsunuz?
C.G: Ensest oranının belirli bir bölgeye mahsus olmadığını söyleyebilirim. Sadece ekonomik seviyede, eğitimde bir düzeye gelmiş gelmemiş kişilerde olup olmadığını da söyleyemeyiz. Eğitimle alakası yok. Üniversite mezunu örnekler de var.
Neden bunu söylemekten korkuyorlar? Korkutuluyorlar mı?
C.G: Toplum baskısı. Toplum tamamen dışlıyor ensest mağduruysanız. Bu toplum tecavüz ettiği kadınla tecavüz edenin mutluluğunu yaşamış bir toplum. Tecavüz ediliyorsa eden adamla evlensin, dava dosyaları azalsın deniyor.

Kadınlar öğrenilmiş çaresizlik içinde

Göç alan bölgelerde de olduğunu söylediniz artık sosyal bir ortama giriyorlar şehre geldiklerinde. Hala devam mı?

A.Y: Kadınlar göçle gelseler bile topluma girebilecek bir serbesti kazanamıyorlar. Kadınlar evin içindeler topluma bütünleşmiş değiller. Kadınlar öğrenilmiş çaresizlik içinde. Erkekler tarafından korkutulmuşlar, toplum tarafından sildirilmişler. Türkiye'de kaçıngan, bağımlı kişilik özelliklerindeki annelerin çocukları enseste uğruyor.

Erken evliliklerde ensest daha fazla
Ne diye korkutuluyor anneler?
C.G: Annelerin sosyal güvenceleri yok, istihdam alanlarında çalışmıyorlar. Ölümden ziyade ekonomik kazançları üzerinden tehdit ediliyorlar.
Neden?

A.Y.: Baş etme mekanizmaları gelişmemiş. Çoğu ensest uygulayıcısı babalar kendi benliğini bulamamış, uyuşturucu kullanan ve çeşitli suçlarla bazen bir şekilde dışlanmış babalar.
Enseste uğrayanlar sizinle nasıl iletişime geçiyor?
C.G: Önce bir güven mekanizması oluşması lazım. Ne zamanki televizyonda, web sitemizde, gazetelerde görsel olarak görüyorlar o zaman güven mekanizması kuruluyor ve çoğu benimle irtibat kurmaya çalışıyorlar. Güven hattımız var ayrıca (0212) 656-96-96 oraya da ulaşıyorlar. 
Ensest, cehaletin, yokluğun, hiçliğin dışavurumudur ve kimse keyfinden enseste maruz kalmıyor.

Son dönemin moda deyimi "rızası dâhilinde"
C.G: Ensest yaşayanın bilerek yaptığı son dönemde moda bir deyim var rızası dâhilinde bir olay diye. Hiçbir kız, kız çocuğu ya da kadın rızası dâhilinde enseste maruz kalmaz. Ensest cehaletin, yokluğun, hiçliğin bana göre dışa vurumudur toplumda. Bunu yok etmekte toplumun özellikle boyun borcudur. Sivil toplum olarak biz bu işe başladığımızdan beri birçok kez eleştiri ve tehditlere maruz kaldık ama hiçbir şeyde bizi bu yolumuzdan ayırmadı.
Neye dayanarak Doğu ve Güneydoğuda çok olduğunu söylüyorlar anlamıyorum
Türkiye Ensest Atlası'nı çıkardınız uzun süren çalışmalarınız sonucu. Türkiye'de algı doğuda ve güneydoğuda daha fazla enseste rastlandığı, yaşandığı yönünde. Ne dersiniz?
C.G: Yanlış. Yola çıkarken Türkiye Ensest Atlası diye bir çalışma başlattık. Türkiye'deki ensesti hep Güneydoğu ya da Doğuda hatta bir il ismi bile telaffuz ediyorlar. Neye dayanarak? Mesela İstanbul için 16 milyon diyoruz nüfusa. 16 milyonda olan vaka sayısını biliyor muyuz hayır. Gaziantep şehrini ele alalım nüfusu 4 milyon diyelim. Bu kadar nüfuslu bir yerle İstanbul gibi bir nüfusu karşılaştırmalı bir analizimiz var mı? Yok. Ensestin rakamını tespit etmekle elimize geçecek hiçbir şey yok.
Zaten sonucu da maalesef sürekli değişecek bir rapor-atlas olacak bu...
C.G: Önemli olan Türkiye genelinde en asgariye indirmek, toplum bilincini geliştirmek, ensesti engelleyebilecek konuma geldiğimiz gün kadına karşı şiddet engellenmiş olacak.
Artık bir web sitemiz var
Peki, Türkiye ensest atlasını görmeye hazır mı sizce?
C.G: Aslında hazır ve kendiyle yüzleşmeye doğru gidiyor. 4 yıl önce bunu konuşamıyordum. Bence çok büyük adımlar attık Türkiye'de. Bundan sonra da atılacaktır. Artık web sitemiz varwww.aileicicinselsiddet.com oradan derdini anlatabilecek, çözüm önerileri sunabilecekler. Aile içi şiddet hattında, hukukçularla beraber dava sürecini takip edebilecek birçok hukukçuyla işbirliğimiz var. (Türkiye Ensest Atlası'na bu internet sitesinden ulaşabilirsiniz)

Kaynak:CNNTÜRK

Ensest Üstüne

Evet, bazıları için sığınacak yer kalmadı. Hepimizin sakin limanıdır yuvalarımız, öyle değil mi? Ama ya sığındığınız ve en güvende hissettiğiniz yerde başınıza neler gelebilir biliyor musunuz? Erkek çocuklarının, kız kardeşlerini taciz ettiğini bilmesine karşın “vicdani” gerekçelerle bunu polise ya da savcılığa ihbar etmeyen anne hakkında Anayasa’nın 38. maddesindeki “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda göstermeye zorlanamaz hükmü nedeniyle ceza verilemedi. Ensest dört duvar arasında ve aile içinde yaşanan bir olay. Bu aile içinde yaşanan olayı başkalarının ihbar etme şansı yok, ancak aile bireyleri şikayet edebilir. Aile içinde gizlenmesi nedeniyle, binlerce çocuk ve genç kızın yaşamını karartan bir olay. Ancak halka ensestin, insanı onursuzlaştıran son derece iğrenç bir suç olduğunu, her kim biliyorsa ihbar edilmesi gerektiğini ve cezasının da büyük olduğunu iyice anlatmak zorundayız. Bu yönde halkı bilinçlendirecek eğitim çalışmalarına ağırlık vermenin şart olduğuna inanıyorum. Ensest vakalarını birinci derece aile bireyleri dışındaki akrabalarca da bilinebildiği halde aile şerefinin ötesinde, akrabaların, aşiretlerin, soyun onuru adına sır gibi saklanıyor. Ensesti yaşayan geniş bir aile içinde; “Niçin ensesti gizliyorsunuz” diye sorulduğunda, bir kısmı bunun normal bir vak’a olduğunu belirtmişler ve adeta aile içi cinsel tacizi kanıksadıkları görülmüş.. Bu kişilerden diğer kısmı ise, eğer ensesti aile dışından bir kişi duyarsa o ailenin şerefinin beş paralık olacağı düşüncesini taşıyor ancak bunun bir suç olduğunun ayrımına varamıyorlardı… Ensest vakalarının genelde en canlı tanığı ise maalesef annelerdi. Öyle kadınlar var ki; kocasının dışarıda başka kadınla ilişkisi olmasın diye kocasının öz kızına cinsel taciz ve tecavüzde bulunmasına bilerek göz yumuyor hatta yardım bile ettiği söyleniyor. Kimi ailelerde ise anne; babası ile kızını yakalamış, olayı ortaya çıkarmış ve suç duyurusunda bulunmuştu Ancak oturduğu yöredeki insanlar anneye ve kıza inanmayıp, cinsel suçu inkar eden babaya inanmıştı. Mahkeme suçu ortaya çıkarmasına rağmen anne ile kızı, halkın suçlamasından ve ters gözle bakmalarından dolayı o ilçede barınamamışlar ve İzmir’e taşınmışlar. Bu olaylarda toz kondurulmayan bazen dede, bazen baba, bazen amca, bazen dayı, bazen ağabey oluyor. Yani erkek egemenliği her zaman olduğu gibi baskın çıkıyor. Yine bazı bölgelerde aile içi cinsel suçlar yüzünden – kayınpederlerin özelikle gelinlerine tecavüzleri sonucu- intiharların yaşandığı ya da bu yüzden işlenen cinayetlere intihar süsü verildiği de bir gerçektir. Örnekleri arttırmak olası, her nasılsa nasıl yaşanmışsa aile içi taciz ve tecavüzün tüm çıplaklığıyla açığa çıkarılması, çocuk mağdurların topluma kazandırılması gerekiyor. Türk Ceza Kanunu’nun şu an artık iptal edilmiş olan ”Suçu bildirmeme” başlıklı 278. maddesi şöyleydi: ”(1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Mağdurun onbeş yaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan özürlü olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır.”